Bebeğim ve Biz dergisiyle yapılan bir raportaj: Çocuk ve akvaryum

Yazan: Tunç Ali Kütükçüoğlu, İstanbul

1) Akvaryum alırken anne-babalar nelere dikkat etmeli?
Sorunlu değil, zevkli bir uğraş istiyorsanız önce bilgi
Akvaryum bilgi gerektiren bir uğraştır. Bu nedenle ana-babalara tavsiyem, akvaryum almadan önce biraz kitap karıştırmalarıdır. Piyasada bu konuda okuması zevkli, renkli resimlerle balık ve bitki türlerinin de tanıtıldığı kitaplar var. Genelde yabancı kitaplar daha kaliteli. İnternette, bizimkinde ve diğer yerli-yabanci akvaryum sitelerinde de (yahoo.com'dan aranabilir) temel bilgiler bulunabilir.

Su kimyasının ve akvaryumda biyolojik dengenin öncelikle bir anlaşılması gerekir. Merak etmeyin, lise eğitimi almiş biri için zor değil. Eğer bu temel bilgiler anlaşılmazsa, tecrübelerimle sabittir ki akvaryum size zevkten çok sorun getirir; sürekli hastalıklarla, kavgada ölen balıklarla, çürüyen bitkilerle uğraşırsınız. Başlangıçtaki 5-6 saatlik bir bilgi yatırımı, sizi sonrasının baş ağrılarından ve çok daha büyük zaman kayıplarından kurtarır.

En az 100 litrelik bir akvaryum alın
Örneğin yaklaşık 110 litre kapasiteli 80 x 35 x 40 cm (Uzunluk x Genişlik x Yükseklik) ölçülerindeki bir akvaryum yeni başlayanlara hararetle önerilebilir. Örneğin Avrupa'da en çok 80 cm ve 1 metrelik akvaryumlar satılır.

"Akvaryum ne kadar küçük olursa bakımı o kadar kolay olur herhalde" düşüncesi genel bir yanılgıdır. Bütün tecrübeler şunu gösteriyor ki, 100 litreden küçük akvaryumlarda balıklar için sağlıklı kabul edilebilecek bir biyolojik denge kurmak zordur. Balıklarda sürekli stres, aşırı ürkeklik veya aşırı saldırganlık, büyüyememe, üreyememe ve sık hastalanma gibi sorunların birçoğu akvaryumun dar olmasından kaynaklanır. Bakımı en kolay akvaryumlar hacmi 100-250 litre arasındakilerdir. Bu değerlerin altında veya üstünde bakım zorlaşıyor. Balıklar ve bitkiler açısından bakıldığında ise, akvaryum ne kadar büyük olursa o kadar iyidir.

Fanus ve kavanozlarda balık beslemek ise hayvanlara işkence etmekle eşdeğerdir; bu nedenle akvaryumculuk etiklerine tamamen aykırıdır. Canlılara işkence etmek için mutlaka kötü niyetli veya hasta ruhlu olmak gerekmez: Bilgi edinme tembelliği, eğitim düzeyinin düşüklüğü, umursamazlık, değer vermemek gibi insani durumlar da aynı sonuca varabilir.

Sabır şart
Balıklarınıza yapabileceğiniz en büyük kötülük, devamlı düzenlerini değiştirmektir. Yeni balık alip eski balık çıkarmak, farklı çözeltiler ilaçlar denemek, sürekli yeni dekorlar eklemek vesaire... Bir kere bir düzen kurulmuşsa, balıklarınız hayatlarından memnun görünüyorlarsa artık rahatlarını bozmayın. Akvaryumunuzda sürekli yenilikler denemek isteyecek sabırsız bir kişiyseniz, veya "ben futbolu kitaptan öğrenmedim, aynı şekilde akvaryumu da yaparım" diyorsanız bence baştan hiç akvaryum almayın daha iyi. Akvaryum bence, doğayı değiştirmeye çalışmadan doğayı gözlemekten hoşlananlara göre bir uğraştir.

Ayrıca bana kendi 25 yılı aşkın tecrübelerim şunu gösteriyor: Akvaryumda geçici, derme çatma çözümlere yer yok.

2) Hangi balıkları tercih etmeli?
Başlangıçta mutlaka bakımı kolay türler tercih edilmeli. Türlerin biribiriyle uyumu da önemli bir konu. Kesinlikle anlık heveslere kapılıp balık almayın. Almak istediğiniz türler hakkında önce biraz bilgi toplayın. Sonra sadece tek tek türleri değil, akvaryumunuzun bütününü de düşünün. "Her balığa yer olacak mi, biribirleriyle geçinecekler mi, hangi türden kaç tane kaç çift almalı, su ve sıcaklık gereksinimleri benzer mi" gibi soruların yanıtları mutlaka önceden araştırılmalıdır. Örneğin bazı balıklar tertoryaldir (bölgesel), yani, özellikle üreme zamanlarında akvaryumda belirli bir bölgeyi sahiplenir, buraya başka balıkları sokmazlar. Dört santimetrelik bir balığın akvaryumunuzun yarısına sahip çıkması ancak önceden araştırma yapmışsanız sizi şaşırtmaz.

En çok yapılan hatalardan biri şudur: Akvaryumcuya girer girmez gözünüze bir balık çarpar, akvaryumunuza, diğer balıklarınıza uyar mı uymaz mı düşünmeden o balığı mutlaka almak istersiniz ve alırsınız da. Sonra, uyumsuzluklar veya bulaşıcı hastalıklar nedeniyle akvaryumunuzun bütün düzeni altüst olur, aylardır yaşattığınız eski balıklarınızı tek tek kaybedersiniz.

Bazı akvaryum kitaplarında yeni başlayanlara da uygun örnek akvaryumlar her yönüyle tanıtılır. Bu kitaplardan yararlanmanızı öneririm. Birkaç örnek akvaryum tanıtımını bizim akvaryum sitemizde de bulabilirsiniz.

3) Akvaryum sorumluluğunu çocuk kaç yaşlarında alabilir? (Örneğin çocuğun balıklara yem vermesi doğru mu?)
Çok iyi bildiğim bir konu değil. Kişilik yapisina ve zeka düzeyine bağlı olmak üzere, bir çocuğun ancak 7-8 yaşından sonra bir akvaryumun sorumluluğunu üstlenebileceğini tahmin ediyorum. Daha küçük çocuklar balıklara zarar verecek deneyler yapmak isteyebilirler. Bir keresinde 6 yaşındaki bir çocuk benim akvaryumuma kül tablasını boşaltmıştı.

Sadece akvaryum konusunda değil, genel olarak doğa sevgisi ve canlıların hayatına saygılı olma anlayışını çocuğa kazandırmakta en büyük sorumluluk herhalde anne-babalara ve öğretmenlere düşüyor. Bence okullarda genel olarak, biyolojinin modern kolları olan davranış bilimleri (etoloji) ve evrim konularına daha fazla ağırlık verilmeli -ki insanlar aslında hayvanlardan çok da farklı olmadıklarını anlasınlar. Bir kez bunu iyice anlamak, genel olarak canlı hayatına daha fazla saygı duyma anlayışını da beraberinde getirecektir. Ayrıca evrim, sadece biyolojiyi değil, teknolojiyi, ekonomiyi ve hatta siyaseti bile anlamak için gerekli çok temel bir bilim dalı, bir düşünce sistemidir. Örneğin bugünün siyasetçisini seçen negatif seleksiyon şartlarını nasıl pozitif seleksiyona dönüştürebileceğimizi evrimi iyice anlamadan analiz edemeyiz.

Eğer canlı hayatına saygı hissi çocuğa verilebilmişse, yani çocuk hisseden, acı çeken, kendine benzer varlıklarla haşır neşir olduğunun farkındaysa ve buna karşı bir sorumluluk hissi geliştirebilmişse, gerisi olumlu yönde gelişecektir. Çocuk, yaşatmak istediği türlerin doğal gereksinimlerini kendiliğinden araştıracaktır. Önce kimya ve biyolojinin temelleri, sonra doğal habitatlar, sonra ekoloji, sonra evrim konuları, ışık ve fotosentezi anlayabilmek için biraz fizik ve biyokimya, sonra davranış biçimleri (etoloji), türlerin içinde yaşadığı ekolojik nişler ve böyle konular zincirlemesine gidecektir. Birde bakmışsınız, özel hoca tutarak veya okullarda canından bezdirerek öğretemediğiniz bir yığın bilgiyi çocuk kendiliğinden öğrenmiş.

İşte bu nedenle akvaryum en iyi doğa öğretmenidir diyenler çıkıyor. Olabilir, ama bir şartla: Yukarıda belirttiğim gibi, çocukta canlılara değer verme hissinin gelişmiş olması şartıyla. Aksi halde akvaryum hobisi çok farklı yönlere sapabilir. Küçük bir doğa parçası olarak bakıldığında bir anlamı, bir felsefesi olan akvaryum hobisi, doğa sevgisi yoksunluğunda basit bir hayvan koleksiyonculuğuna veya estetikten yoksun bir toplu üretim kampçılığına dönüşebilir. Bu tip farklı eğilimleri, farklı motivasyonlari örneğin köpek besleyenlerde de gözleyebilirsiniz. Kimi komutlarını yerine getirecek bir emir kulu ister, kimi kendi dayak kompleksleri yüzünden kavgacı köpek ister, kimi gösteriş olsun piyasada gezdirsin diye markalı köpek ister, kimi yanlızlıktan köpek ister, kimi de gerçekten köpeğine doğal gereksinimlerine uygun bir yaşam kurmak ister.

4) Evinde akvaryum olan ailelerin dikkat etmeleri gereken noktalar nelerdir? (Çocukların balıklara zarar verebilme ihtimallerine karşı)
Sürekli çocuğun tepesinde bekçilik yapmak mümkün olamayacağına göre, en önemlisi, yukarıda da belirttiğim gibi, çocuğa doğaya ve canlı yaşamına karşı saygıyı kazandırabilmek.

Bunun dışında, evde 7-8 yaşından küçük bir çocuk varsa, akvaryuma ve kendisine bir zarar vermemesi için önlem almak gerekir. Akvaryum çocuğun erişemeyeceği bir yüksekliğe konabilir. Bu arada elekrik tesisatiyla ilgili de güvenlik önlemleri almak gerekir.

5) Hürriyet'teki röportajınızda şunları söylemişsiniz: "Bilim adamları, akvaryumun insan üstünde olumlu bir etki yarattığını belirlediler. Yapılan araştırmalarla, akvaryumun dinlendirici bir özelliğinin bulunduğu ve akvaryumu seyretmenin kalp atışlarını yavaşlatarak stresi giderdiği kanıtlandı." Eğer yukaridaki cümleler sizinse, konuyu biraz daha açarak anlatırsanız sevinirim. Sizce balıklarda; kediler, köpekler ve kuşlar kadar çocuklar tarafından ilgi görüyor mu? Neden?
Güzel bir akvaryumu izlemenin, tıpkı güzel bir doğa yürüyüşü gibi, insanlar üzerinde rahatlatıcı, stres giderici bir etkisi olduğu, hatta akvaryumu izlemenin sakinleştirip kalp atışlarını yavaşlattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştir. Yanlız yaşadığım yurt dışındaki öğrencilik dönemlerimde ben hiç televizyon almamıştım, sadece 400 litrelik büyükçe bir akvaryumum vardı. Her akşam başına geçip en az yarım saat izliyordum. Müzik ve akvaryum bence televizyondan çok daha dinlendirici bir ikili.

Balıklar da çocuklar tarafından kediler, kuşlar ve köpekler kadar ilgi görüyor mu doğrusu bilemiyorum. Bir yandan balıkların daha az ilgi görmesi gerektiğini tahmin ediyorum, çünkü onlara dokunamıyorsunuz, bire bir ilişki yok, olsa da çok az, hatta hiç olmaması balıklar açısından daha hayırlı. Akvaryum bir gözlem zevki, bu da her çocukta olmayabilir. Fakat öte yandan düşünüyorum, ben ilkokula giderken çoğu arkadaşımın evinde akvaryum vardı, olmayanlar da olanları görüp heveslenerek akvaryum almışlardı. Sanki o zamanlar (70li yillar) akvaryum şimdikine göre daha yaygındı. Ama bizimki hariç evinde kedi, köpek veya kuş olanını hatırlamıyorum. Herhalde anne-babalarin titizliği yüzünden...

Tunç Ali Kütükçüoglu

4
Sayfaya verdiğiniz not: Hiçbiri Ortalama: 4 (1 vote)