Bürodaki melek akvaryumu

Yazan: Bilyap Aquaristic, İstanbul

Bölümü olduğumuz ana firmamız Bilyap AŞ'nin bürolarından birinde, üzerinde yer yer kireç lekeleri olan ucuz teneke kapağı ve kabloları dışarılara taşmış paslı floresan düzeniyle son derece bakımsız ve pespaye görünüşlü bir akvaryum vardı. Java moss'dan başka bir bitkinin tutunamadığı bu 100 litrelik akvaryumda birkaç Sayika ve Ateş Ağız çiklit yıllardır yaşar dururlardı - tabi buna yaşamak denebilirse. Bir kere akvaryum bu çiklitlere çok dar geliyordu; zavallılar günlerini saklandıkları daracık kovuklarda tedirgin bir şekilde yem bekleyerek geçiriyorlardı. Yer darlığından, bakımsızlıktan ve mutsuzluktan hiçbiri doğru dürüst gelişemeyip hepsi cüce kalmıştı.

Bürodaki Bilyap AŞ çalışanlarının "biz bu balıklara alışmıştık" şeklindeki itirazlarına aldırmadan, işi akvaryumculuk olan bir bölümü olan bir firma için yüz karası olan, hem estetik hem de balık yaşamı açısından sakıncalı bu akvaryumu yürürlükten kaldırmaya ve yerine içinde mutlu balıkların yüzdüğü bitkili güzel bir karma akvaryum kurmaya karar verdik. Önce çiklitleri onlara iyi bakacağına inandığımız, geniş akvaryumları olan tanıdık bir akvaryumcuya verdik. Sonra pespaye akvaryumu kaldırıp yerine güzel bir melek akvaryumu kurduk. Nasıl kurduğumuzu, kurduktan sonra da bakımını nasıl yaptığımızı aşağıdaki yazımızda anlatmaya çalıştık. Ortaya çıkan bu yazının özellikle akvaryum hobisine yeni başlayanlara yararlı olacağını umuyoruz.

Kullandığımız malzemeler:

1 x 100x40x45 cm cam akvaryum (cam kalınlığı: 8mm)
1 x 100x40x70 cm ahşah akvaryum dolabı
1 x 100x40 cm plastik akvaryum kapağı (1x25W + 1x30W floresan armatürlü)
1 x 100x40 cm termik akvaryum altlığı
1 x 30W, 90 cm, soğuk beyaz floresan lambası
1 x 25W, 75 cm, grolüx floresan lambası 1 x 440 l/h, dış filtre (filtre hacmi 3 litre)
1 x Ön filtre
1 x 150W termostatlı ısıtıcı
1 x Zaman şalteri 20 litre (30 kg) akvaryum kumu (2-3 mm tane boylu)
3 x Mopani kökü (20-25 cm) 1 x Düz yüzeyli büyükçe kaya (20x12x10 cm)
6 x Küçük düz yüzeyli taş (3-5 cm)
1 x Termometre

Balıklar:

4 x Zebra melek (2 çift, Pterophyllum scalare)
4 x Ancistrus (Ancistrus sp.)
6 x Komando çöpçü (Corydoras paleatus)
8 x Neon Tetra (Paracheirodon innesi)
5 x Rasbora (Rasbora heteromorpha)
6 x Plati (Xiphophorus maculatus)
13 x Alman Lepistes (Poecilia reticulata)

Bitkiler:

1 kök Ludwigia glandulosa ("perennis")
2 kök Anubias barter var. barteri
2 kök Anubias barteri var. nana
2 kök Cryptocoryne wendtii brown
1 kök Cryptocoryne wendtii green
1 kök Cryptocoryne wendtii Tropica
2 kök Echinodorus Ozelot green
2 kök Echinodorus bleheri
1 kök Echinodorus quadricostatus magdelensis
3 kök Hygrophila polysperma
1 porsiyon Lemna minor
3 kök Limnophila sessiliflora (Ambulia)
4 adet Pistia stratiotes 3 kök Rotala rotundifolia

Akvaryum su değerleri: Kurulduktan 2 hafta sonra yaptığımız test sonuçlarına göre:
Sıcaklık: 24 C'de sabit
pH: ~7.0
Sertlik GH: 5 dGH
Nitrit NO2: ~0,0 mg/lt
Nitrat NO3: < 10 mg/lt

Kuruluş aşamaları:

Akvaryumu aşırı yosunlanmaması için güneş ışığını sadece akşam saat 4-6 arası çaprazdan alan ve odanın her tarafından rahatça görülebilecek bir duvar dibine yerleştirdik.

100x40x70cm ölçülerindeki demonte ahşah akvaryum dolabını beğendiğimiz duvar dibinde kurduk. Dolabın üzerine önce termik akvaryum altlığını yerleştirdik, onun üzerine de 100x40x45cm ölçülerindeki cam cam akvaryumu koyduk. Akvaryuma yeni kum koymak yerine, bozduğumuz çiklit akvaryumundaki biyolojik açıdan olgunlaşmış eski kumu, kaba kirlerinden arındırmak için suda biraz çalkalayıp kullanmaya karar verdik. Bu eski kum biyolojik arıtım bakterilerini yeterince içerdiği için akvaryumda biyolojik dengenin kurulması için balıkları koymadan önce haftalarca beklememize gerek kalmayacaktı.

Önce akvaryumun çıplak akvaryum tabanını hafifçe ıslatıp üzerine 1 litre kadar zengin demir içerikli kırmızı laterit toprağı döktük. Lateritin kuruyup katılaşmasını bekledikten sonra akvaryumun sağ arka köşesine dış filtrenin çabuk kirlenmesini önleyen ön filtreyi yerleştirdik. Sonra da yaklaşık 5cm yüksekliğinde, önden arkaya doğru yükselen bir eğim olacak şekilde, kumu tabana serdik. Akvaryumu 1/4'üne kadar bozduğumuz çiklit akvaryumunun suyuyla doldurduk, üzerine yarıya kadar dolacak şekilde dinlenmiş taze su ekledik ve arkadan başlayarak bitkileri dikmeye, taşları ve kökleri yerleştirmeye başladık. Bitkiler, taşlar ve köklerle oluşturduğumuz dekorasyon şöyleydi:

Arka plan dekorasyonu:

Hyprophila polsperma ( sol + orta )
Rotala rotundifolia ( orta + sağ )
Limnophila sessiliflora ( sağ + orta )
Ludwigia glandulosa ( sağ )

Orta plan dekorasyonu:

Taşlar (büyük olan sağ yana yakın, küçükler Anubias türlerinin dibine)
Kökler (sol yan ve ortaya)
Cryptocoryne wendtii brown (sol köşede)
Cryptocoryne wendtii Tropica (ortada)
Echinodorus bleheri (sol köşede)
Echinodorus ozelot green (orta ve sağ köşede birer kök)
Anubias barteri var. barteri (sol ve sağ köşelede birer kök)

On plan dekorasyonu:

Cryptocoryne brown (sağ + sol)
Cryptocoryne green (sağ + sol)
Anubias barteri var. nana (sağ köşe küçük taşlarla beraber)
Echinodorus quad. magdelensis (ilk sol köşeye dikildi, sürgünler vererek sağ, orta ve arka planlara doğru ilerliyor)

Yüzey:

Lemna minor ve Pistia stratiotes

Bitkileri, irili ufaklı taşları ve mopani köklerini yukarıda belirtilen düzende yerleştirdikten sonra akvaryumun kalan kısmını önceden dinlendirilmiş ve karbon filtreden geçirilmiş suyla doldurduk. Arkvaryumun sağ arka köşesine 150 Watt'lık ısıtıcıyı, sağ ön köşesine de termometreyi yerleşirdik. Dış filtrenin hortum/musluk bağlantılarını yaptıktan sonra filtre kovasına aşağıdan yukarıya doğru aşağıdaki filtre malzemelerini yerleştirdik:

Seramik filtre borucukları (*) 
Dış filtreye uygun filtre yastığı (lifi)
Biyolojik filtre malzemesi (substrat) (*)
Filtre elyafı (*) bunlar bozduğumuz çiklit akvaryumunun filtre malzemeleriydi; eski oldukları için en baştan bakteri kolonileri barındırıyorlardı.

Filtreyi akvaryum dolabına oturtuk; gerekli hortum/musluk bağlantılarını yaptıktan sonra filtreyi ve ısıtıcıyı çalıştırmaya başladık. Akvaryumun üzerini akvaryum dolabına uygun 100x40 cm ölçülerinde plastik akvaryum kapağı ile kapattık ve ışıklarını açtık; böylece öğlen saat 12 gibi kurma aşaması tamamlanmıştı.

Akvaryuma koyduğumuz kum, kullanılmış eski kum olduğu için akvaryumda bulanma çok azdı; filtrenin bir gecelik çalışmasından sonra da bulanma tamamen geçti. Kum yeni olsaydı, biyolojik aktivitenin başlamasıyla beraber bulanmanın geçmesi bir haftadan fazla sürebilirdi. Gün boyunca akvaryumun sıcaklığını ve diğer olası aksaklıkları takip ettik; artık suyun sıcaklığı 24C'de sabitti ve pH, KH, Nitrit gibi su değerlerinde bir anormallik yoktu. Bunun üzerine akşam saatlerinde akvaryuma ilk balıkları koymaya karar verdik. İlk balıklarımız:

2 x Zebra Melek (bir çift)
8 x Neon
5 x Rasbora
6 x Plati

Akvaryuma koyduğumuz balıkların hiç biri yavru değildi; hatta bazı yetişkin platiler iyice semirmişlerdi. Hiçbiri yeni alınmış değildi; hepsi de bizim kendi yetiştirdiğimiz balıklardı. Benzer İstanbul suyu şartlarında yetişmiş olmaları yeni akvaryumlarına alışmalarını çok kolaylaştırdı.

Gece boyunca balıkları izledik, akvaryum suyunun değerlerini tekrar test ettik. Nitrat ve nitrit 0 mg/lt'ye çok yakındı; balıklarda da hiç bir anormallik yoktu. Gece yarısına yakın bir saatte akvaryumun ışığını kapatıp ertesi günü beklemeye başladık. Sabah baktığımızda nispeten boş olan akvaryum içinde balıklar hallerinden memnun yüzüyorlardı. Artık ilk yemleme zamanı gelmişti. Balıklarımızı pul yemle besledik, su yüzeyine akvaryum suyunu arındırmada çok yararlı olan su üstü bitkilerini (Lemna minor ve Pistia stratiotes) yerleştirdik. 2. günün sonunda akvaryuma bir çift melek, ve 4 adet yavru cüce vatoz (Ancistrus) daha ekledik. 4. günün sonunda 8 adet yavru komando çöpçüsünü (Corydoras paleatus) ve 1,5 hafta sonra da 13 adet dişili erkekli Alman Lepistesleri akvaryuma ekledik. Son eklenen lepisteslerle akvaryumun yaş ortalaması düştü; birkaç tanesi dışında lepistesler gençti. Komando çöpçüler yeni aldığımız balıklardı ama onlarda kayıp vermeden akvaryuma alıştılar.

Akvaryumun kurulmasının üzerinden iki hafta geçmişti artık. Kurarken verdiğimiz uğraşılara değmişti; diğer Bilyap AŞ çalışanları gibi biz de akvaryumu keyifle seyrediyorduk. Bitkiler gürleşmiş, balıklar (özellikle lepistes ve platiler) kıvıl kıvıl geziniyorlardı. Akvaryuma her yem atışımızda bütün balıklar ön tarafta toplanıyor, yem kavgasına girişiyorlardı. Hareket ve iştah olumlu sağlık alametleriydi. Biyolojisi oturmuş, seyri zevkli bir akvaryum olmuştu. Bu güzelliğini koruyabilmek için aşağıdaki temizlik ve bakım programını hazırlayıp aksatmadan uygulamaya başladık. Bakım ve temizlik programını düzgünce bir dosya kağıdına yazdık ve ileride yapılacakları unutmamak için kağıdı akvaryum dolabının sağ kapağının iç tarafına yapıştırdık.

Temizlik va bakım programı

Günlük:
Kaliteli pul ve granül yem ile sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kere yemleme 1 çay kaşığı demirli sıvı gübrenin akvaryuma katılması

Haftalık:
Her Çarşamba ön cam ve yan camların yosunlarının silinmesi Fazla çoğalan lemna minorler'in seyreltilmesi

15 günlük:
Uzayan bitkilerin budanması Ön filtrenin temizlenmesi 1/8 oranında (20 litrelik bir kova) su değişimi. Dinlendirilmiş taze suya balıkların mukoza zarını koruyan ve sudaki kloru gideren iyi bir su hazırlayıcı katılıyor.

2 aylık:
Filtre malzemelerinin eski akvaryum suyunda temizlenmesi

6 aylık:
Floresan lambalarının yenilenmesi. Dikkat edilmesi gereken nokta, lambaların aynı anda değiştirilmemesi, 1. ve 2. lambanın değişimi arasında en az 2 hafta olmalı. Aksi halde, ışık şartlarının bir anda radikal biçimde değişmesi nedeniyle bitkiler, özellikle de Cryptocoryne türleri, hastalanabilir.

Akvaryum gün geçtikçe güzelleşti. Bitkiler iyi bir biyolojik filtrasyonun yanında hergün az miktarda eklenen sıvı gübrenin de yardımıyla gürleştikçe gürleşti. Akvaryum yüzeyini kaplayan Lemna minorler eğer seyretilmezse ışığın tabana ulaşmasına engel oluyorlardı. Budanmazlarsa sürgün vererek hızla çoğalan Hygrophila polysperma ve Limnophila sessiliflora da alçak bitkilerin ışık almasına engeldi. Hareketlerinden, görünüşlerinden ve iştahlarından anladığımız kadarıyla balıkların rahatları yerindeydi.

Bitkilerin durumu:
1-2 hafta sonra akvaryumdaki bitkiler de yavaş yavaş gelişmeler başladı. Geride çok az kalacak şekilde bütün lemna minorleri haftada bir seyreltiyorduk; yüzeyi kapladıklarından akvaryumun az ışık almasına sebep oluyordu. Şimdi sıra ilk bitkilerimizi budamaya gelmişti. İlk budanacaklar Limnophila sessiliflora ve Rotala rotundifolia idi; iki hafta içinde çabucak yayılıp diğer bitkilerin yakınlarında yeni sürgünler verdiklerinden kısa boylu bitkilerin yeterince ışık almalarına engel oluyorlardı. Bitkileri tepelerinin 15-20cm aşağısından keserek budadık. Aşağıda kalan köklü gövdelerin çoğunu sökerek yerlerine kesilen 15-20cm'lik taze parçaları (kesmeleri) diktik.

Rotala rotundifolia'nın en belirgin özelliği yüzeye yakın gövdesindeki yapraklarının yeşilden kırmızıya doğru açılmasıydı; bu da akvaryuma farklı bir renk katıyordu.

Sol ön köşeye diktiğimiz 1 kök Echinodorus quadricostus, 3-4 ay içinde kökten bir sürü sürgün verip yayılarak akvaryum tabanında neredeyse gezilmedik yer bırakmadı. Floresan lambasının doğrudan altındaki yerlerdeki sürgünler daha gür ve canlı yeşildi.

Cryptocoryneler uzunca bir süre sonra tek tük yeni yaprak verebildiler fakat sonraları (5. ayın sonundan itibaren) akvaryuma alışıp daha sık yeni sürgünler vermeye başladılar. .

Anubiaslar akvaryuma çok iyi alışmışlardı; her üç haftada bir yeni bir yaprak çıkarıyorlardı.

Echinodorus bleheri dikildiği akvaryumdaki sol kenarı çok sevmiş ve çarçabuk gürleşmişti. Geniş yüzeyli yapraklarının yosunsuz olanları meleklerin yumurtalarını yapıştırmayı tercih ettikleri yer olmuştu. Ayrıca çaprazdan gelen gün ışığının büyük bölümünü tuttuğu ve akvaryumun içinin çok ışık almasına engel olduğu için akvaryumun yosunlanmamasına fiziksel olarak katkıda bulunuyordu.

1-2 ay içinde büyüyen güzel yaprakları ile Echinodorus ozelot green'in akvaryumda bambaşka bir görevi vardı; melek balıkları için sınır işareti olmak. Meleklerin bir çifti akvaryumun sağ köşesini, diğeri de sol köşesini kendilerine bölge edinmişti. Ozelot'un çizdiği sınırı ihlal eden melekler diğer melek çifti tarafından kendi bölgelerine kovuluyordu.

Akvaryumumuzdaki tamamen kırmızı renkli tek bitki olan Ludwigia glandulosa çok yavaş büyüyordu. Dikildikten yaklaşık 6 ay sonra üst kımının 10cm aşağısından kesip kalan kısmının yakınına diktik.

Balıklar bitkilerin hiç birine zarar vermiyor aksine lepistes, plati ve ancistruslar bitkilerin yapraklarındaki yosunları yiyerek onların daha rahat fotosentez yapmalarını sağlıyorlardı.

Balıklar arası ilişkiler

Yazının başında da dediğimiz gibi akvaryum tropikal karma melek akvaryumu. Yetişkin lepisteslerle meleklerin dostluklarında bir sorun yok; yanlız melekler akvaryumda yavru lepistes veya plati bırakmıyorlar (arsız Platiler de yavrular üstündeki hakklarını almaktan geri kalmıyor). İlginçtir, yavruların saklanmasına olanak veren bütün bitkilere rağmen melekler akvaryumda yavru balık olduğunu herhalde koku alma duyularının yardımıyla bir çeşit farkediyorlar. Farkettikleri anda da içgüdüsel avcılık heyecanına kapılıp -bu heyecanı açıkça gözleyebiliyorsunuz- ne yapıp edip yavruları bulup hüüp diye ağızlarına çekerek yutuyorlar.

Melekler yem açısından hiç seçici değiller, kuru yemlerde sorun çıkarmıyorlar. Bu iyi, çünkü akvaryuma hiç canlı yem atmıyoruz. Akvaryuma ilk gün ilk melek çiftini, 2 gün sonra da diğer çifti koymuştuk. İkinci çiftle birlikte melekler için akvaryumda bölge edinme isteği de başladı. Akvaryuma diktiğimiz Echinodorus Ozelot green akvaryumu optik olarak 2 bölgeye ayırmıştı; bu meleklerin işini epeyce kolaylaştırdı. İki çift yemleme zamanları dışında bitkiyle oluşturulan sınırı geçemiyordu; geçerse diğer çiftin kovalamasıyla karşılaşıyordu ama bu kovalamaca hırpalamak için değil, yerini yurdunu bil demek içindi. Sınırı geçen balık kendi bölgesine geri döndügü anda kovalamaca bitiyor ve iş tatlıya bağlanıyordu.

Melek çiftleri ara sıra yumurtluyorlar. Soldaki çift için yumurtlama yeri tek; Echinodorus bleherinin yaprakları. Sağdaki çift ise yumurtalarını bazen ön filtrenin borusuna, bazen sol ortaya yakın bulunan büyük taşa bazen de sağ yan cama yapıştırıyor. Melekler akvaryuma konulduklarından itibarenki ilk beş ay içinde 6-7 kere yumurtladılar fakat yumurtalar 1-2 saat içinde bozulup beyazlaşarak ebeveyn melekler tarafından yendi. Bir keresinde yumurtaları görür görmez akvaryum suyunu 1/3 oranında ozmozdan geçirilmiş su ile değiştirdik fakat bu da yumurtaların beyazlamasına engel olmadı. Sadece yavru almak için de melekleri ayırmayı düşünmedik; ek akvaryum, filtrasyon vs. kurmadık. Amacımız üretmek değil.

Neonların sayıları aldığımızdan itibarenki 6 ay içinde 8'den 4’e indi. Birkaçında anormal karın şişliği gözledik fakat birkaçı da hiçbir hastalık veya parazit belirtisi görülmediği halde öldü (başka bir akvaryumumuzdan bu akvaryuma aktarılmışlardı, o akvaryumda da sayıları zaman içinde birer birer azalıyordu). Yem olarak seçici değiller; yanlız bunlar da pul yemi granül yeme tercih ediyorlar. Gerçekten karma akvaryumlar için ideal, barışçı bir tür. Diğer balıklara ne bulaşıyor, ne de onlardan bir tehlike görüyorlar. Gayet uyumlu balıklar, akvaryuma fosforlu vücut yapılarıyla da renk katıyorlar.

Platilerin iştahları yerinde; neredeyse diğer balıkların ağzındaki yemleri de alacaklar. Bu türde arsızlık diz boyu; gün boyunca yosun tükettikleri halde atılan yeme gösterdikleri ilgi balığın günlerce aç bırakıldığını düşündürüyor. Dibe düşen yemlerde bile hak isteyip Corydoras ve Ancistrusları rahatsız ediyorlar fakat büyük Ancistruslar platileri yemlerine yaklaştırmıyor. Gün boyunca akvaryumda kıvıl kıvıl dolaşıyorlar; erkekler dişilerin peşini bırakmıyor fakat bugüne kadar platilerde bir yavruya rastlamadık. Belki yavruladılar ama melekler ve kendileri (yani yamyamlık) yavruları sağ bırakmıyor olabilir. Akvaryum ekosistemi için yararları yok değil; lepisteslerle birlikte yaprak ve cam üzerindeki yosunları yemeği seviyor gibi görünüyorlar.

Lepistesler karma akvaryumların çalışkan balıklarından. Yedikleri yemlerden sonra bitkilere yönelip yosun tüketmeye başlıyorlar; tabi bu arada erkekler dişilerin peşini bırakmıyor. Doğurganlıkları da yerinde. Yeni doğan lepistes yavrularını akvaryumda sadece birkaç saat görebiliyoruz; sonrasında ya meleklere, rasboraalara ya da platilere yem oluyorlar. Akvaryumun her tarafında geziniyorlar; bu gezintilerin seyredilmesi çok hoş.

Corydorasların (komando çöpçüler) ilk konulduklarında 2-3cm olan boyları 6 ay içinde 4cm’ye kadar uzadı. Tabana düşen yem artıklarını bulmada (özellikle granül yemleri) ve tüketmede oldukça hızlılar. Tabanda yem yerken arasıra platiler tarafından rahatsız ediliyorlar fakat bir kaç Corydoras bir arada yemlenirken platiler pek onlara bulaşmıyor. Ancistruslarla ilişkilerinde bir sorun yok; genelde ancistruslar köklerde ve yapraklarda olduklarından sadece yemlenme veya yer değiştirme zamanlarında çöpçülerle karşılaşıyorlar. Bu karşılaşma sırasında Ancistruslar Corydorasların üzerinen atlayıp yoluna devam ediyor.

Akvaryuma ilk konulduklarında 2-3cm boylarında olan Ancistruslardan biri diğerlerine fark atarak 5-6cm boya ulaştı. Diğer Ancistruslarda 6 ay içinde 4-5 cm oldular. Yosun yeme konusunda oldukça çalışkanlar. Yanlız yapraklardaki kıl gibi olan yeşil yosunları yerken kahverengi sakal yosunlarını yemediklerini farkettik. Normalde birkaç haftada yosun tutan mopani kökleri parlatılmış mobilyalar gibi tertemiz. Büyük taşın da yosun tutmasına izin vermiyorlar; lepistes ve platilerle birlikte taşın üzerindeki yosunları tüketiyorlar. Yemleme zamanında onlar da akvaryumun ön tarafına geliyor ve tabana düşen yemleri çabucak tüketiyorlar. Bir anda boy atmalarını bu akvaryumda bol bitkisel besin bulunmasına, kaliteli yemlere ve iyi filtrasyona bağlıyoruz çünkü eski bulundukları akvaryumda yaklaşık 6 ay durmalarına rağmen satın alındıkları boyu çok geçmemişlerdi.

Ve rasboralar... Yem almakta biraz utangaçlar; genelde aşağıya inen yemleri bekliyorlar, bazen de yüzeye zıplama hareketi gibi bir sıçrayışla çıkıp yem alıp orta yerlerine geri dönüyorlar. Kocaman açılabilen ağızlarıyla yakalayabildikleri lepistes yavrularını da yiyorlar. Yavru ağzı ve patlıcan moru olan renkleri yeşil bitkilerle birlikte güzel bir ahenk oluşturuyor. Bakımları kolay, dayanıklı ve barışçı bir tür.

İki çift yetişkin melek için biraz daha geniş, örneğin 130x50x50 ölçülerinde bir akvaryum daha iyi olabilirdi, daha fazla yüzme alanları olurdu. Şimdiki halde biraz bitkiler arasında sıkışmış gibi duruyorlar. Ama en azından durumlarından memnun gözüküyorlar ve normal bölge sahiplenme ve üreme davranışlarını sergileyebiliyorlar. Ayrıca bürodaki duvar dibine daha büyük bir akvaryum sığmıyordu, ne yapalım şimdilik bu kadarıyla yetineceğiz.

Akvaryumu kuralı tam altı ay geçti. Bugüne kadar hiç bir ilacı bu akvaryumda kullanmadık; hiç bir balığı da tedavi amacıyla karantina akvaryumuna almadık. Bilyap AŞ'nin büro çalışanları da bir akvaryumun pespaye olmak zorunda olmadığını anlayarak kafalarındaki eski akvaryum resmini radikal olarak değiştirdiler. Akvaryumun bize verdiği pozitif enerjinin sürekliliğini korumak için üzerinde gösterdiğimiz ilgiye devam edeceğiz.

0
Sayfaya verdiğiniz not: Hiçbiri