Danimarka'dan tropik akvaryum bitkileri

Yazan: Bilyap Aquaristic, İstanbul

Orjinal yazı ve resimler: Kaspar Horst, Tropica bitki kataloğuyla birlikte verdiğimiz "Tropische Aquarienpflanzen aus Danemark" adlı broşürden, resimler: Tropica Aquarium Plants, çeviren: Bilyap Aquaristic
2001 yılının sonbaharında satışlarına başlamayı tasarladığımız Tropica bitkilerinin üretildiği seraları Kaspar Horst anlatıyor.

Yabani tropik bitkileri doğadan toplayıp akvaryumda yaşatmaya çalışmak çeşitli nedenlerden sakıncalıdır. Birincisi, yabani bitkiler, alıştıkları doğal şartlardan tamamen farklı özellikler taşıyan bir suni kültür ortamı olan akvaryuma çok zor uyum sağlarlar, çoğu zaten bu uyum sürecini atlatamadan ölür. Buna karşılık özel kültür seralarında üretilen kültür bitkileri akvaryumlara kolaylıkla uyum sağlar, bu suni ortamın kendilerine sunduğu sınırlı imkanlarla yetinerek büyür gelişirler.

İkincisi, akvaryumuna yabani bitkileri dikenler bu bitkilerin doğadan toplanarak çevreye zarar verilmesini ve bazı türlerin orjinal habitatlarında yok edilmelerini desteklemiş olurlar.

Ve son olarak, yabani bitkilerin akvaryum için tehlikeli olabilecek bakteri, spor ve yosunları taşıma riski vardır. Doğada bir şekilde üremesi kontrol altına alınmış bu zararlı mikroorganizmalar akvaryumun farklı şartları içinde bir üreme patlaması gerçekleştirebilir. Yabani bitkilerin taşıyabileceği özellikle kırmızı algler sınıfına giren sakal, kürk ve çalı yosunları akvaristin başına dert açabilir.

Yabani bitki - akvaryum bitkisi
Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım: Doğada anadan doğma akvaryum bitkisi yoktur; çeşitli üretim aşamalarından geçirilerek genetik olarak suni akvaryum koşullarında yaşamaya alıştırılmış bataklık ve su bitkileri vardır. Bu genetik alıştırma aşamaları en iyi su bitkileri konusunda uzmanlaşmış kültür seralarında gerçekleştirilebilir.

AQUARIUM HEUTE (bir Alman akvaryum dergisi) olarak bu kültür seralarında ne yapıldığını kendi gözlerimizle görmek için Avrupa'nın en büyük akvakültür bitki seralarından birini işleten Aarhus şehrindeki Tropica'yı (Danimarka) ziyaret ettik.

İlk şaşkınlığımız büyüktü: Kuzey Avrupa'da yaşayan hiçbir akvaristin tahmin edemeyeceği kadar büyük bir tropik su bitkisi cennetiyle karşılaşmıştık. Dahası var: Burada gördüğümüz bitkiler tropiklerdeki yabanilerinden bile daha güzel ve çekiciydi.

Bitki cenneti
Danimarka'daki bu bitki cenneti, çoğunluğu 60x15 metre ölçülerindeki, toplam olarak yaklaşık 10.000 m'2'lik bir alanı kaplayan 11 seradan oluşuyor. Dikdörtgen biçimindeki büyük sığ havuzlarda bitkiler kısmen su altında (submers), kısmen su üstünde yetiştiriliyor. Seralardaki büyük dijital ekranlar, kültür süreçlerinin bir çoğunun otomatik olarak kontrol edildiğini gösteriyor.

Kuruluşun sahibi ve fikir babası olan Holger Windelov'a firmasının büyüklüğü sorulduğunda olumsuz anlamda sallıyor ve "Büyüklük hakkında konuşmayı sevmem; benim için önemli olan müşterilerimizin emeklerimizi takdir etmesi ve dünyanın en iyi akvaryum bitkilerini ürettiğimizi bilmesidir" diyor. Fakat yine de bu seralarda yılda bir milyonun üzerinde bitki üretildiğini öğreniyoruz.

Bütün bu üretimin nasıl bir bilgi birikimi ve teknik altyapıyla gerçekleştiğini görmek etkileyici.

Markalı ürün akvaryum bitkisi
Tropica bitkilerinin önemli bir özelliği, kendi tasarımları olan ve üzerinde Tropica'nın amblemi bulunan plastik saksılarının içindeki özel bir kültür substratı olan mineral yünüdür. Türüne göre bir veya birden çok sayıda genç bitki veya kesme, bu mineral yününün içine dikildikten sonra saksı, içinde sürekli yeterli miktarda besin çözeltileri içeren kültür havuzlarına kısmen batacak şekilde yerleştirilir.

Böylece bitki kökleri bütün gelişim süreci içinde dış etkilerden korunmuş olur, bitkiler de bu sayede iyi bir şekilde gelişme ve güçlenme fırsatı bulurlar. Güçlü bitkiler, yer ve ortam değişikliklerine de daha iyi dayanırlar. Su dışında (emers) yetiştirilen bitkilerin bulunduğu havuzlardaki çok yavaş akan besinli su, kapalı bir dolaşım sistemi içinde havuzdan çıkıp özel depolardan geçerken otomatik olarak analiz edilir ve eksilmiş olan besin maddeleri yine otomatik olarak elektronik dozajlama cihazları sayesinde tamamlanır. CO2 gazı ile suyun pH değerinin otomatik kontrolü için Dupla'nın elektronik pH kontrolörü kullanılır (Kaspar Horst Dupla firmasının kurucularından olduğu için fırsatını bulmuşken biraz reklam yapması doğal karşılanmalı).

Kuzey Avrupa'daki bu seralara, Eylül ayından Mart ayına kadar yeterli güneş ışığı ulaşmadığı için sağlıklı kültür ortamının devamlılığı açısından belirli dönemlerde suni ışıklandırma kullanmak kaçınılmaz olmuştur. Karanlık dönemdeki yetersiz ışık enerjisini telafi etmek için Tropica seralarında bir grup yüksek basınçlı sodyum buharı lambası kullanılır. Her yeri aydınlatacak kadar çok sayıda statik lambalar yerine raylar üzerinde ileri geri giden bir grup lamba kullanılır. Lambaların sera içindeki periyodik dolaşımı yine otomatik kontrol altındadır. 

Taban suyu bir sorun
Denize olan yakınlık nedeniyle taban suyu fazla miktarda sodyum ve klorür içeriyor. Suyun bu kadar çok tuz içermesi, bitkilerin altında dolaşan suyun gerekli besin ve iyon dengesini bozarak bitkilere zarar verebiliyor. Holger Windelov su sorununu büyük bir osmos ünitesiyle çözmüş. Bu osmos ünitesinin çıkışından alınan günlük 20000 litre saf suyla bitkiler için ideal besin karışımlı su hazırlanıyor. Firmanın sayısı 30'a varan çalışanının arasında bitkilerin kültür koşullarını sürekli araştırıp geliştiren ve iyileştiren iki biyolog da var.

Bitki kataloğu
Tropica bitki kataloğu piyasada bulunabilen 150'den fazla bitki türünü içeriyor. Bunlar suni akvaryum şartlarında yaşayıp gelişmeye en iyi şekilde hazırlanmış, dolayısıyla akvaristlerin de başarıyla yetiştirebilecekleri gerçek akvaryum bitkileridir.

Tropik iklimlere alışkın ziyaretçilerin bile Tropica seralarındaki ılık nemli havayı soluyup uzayıp giden gür yeşillikleri gördüğü zaman heyecanlanmaması mümkün değil. Bir kısmı çiçek açmış 15'den fazla Cryptocoryne türü, bir o kadar da Echinodorus türü ve varyasyonları bütün boylarda ve sayılamayacak kadar çok . Genç sürgünlerinin ayrılarak üretildiği büyük Echinodorus türü ana bitkilerin büyüklüğü etkleyicidir. Holger Windelov bize tekrar kendi ülkelerinde dikip çoğaltmak amacıyla bu Echinodorus bitkilerinin anavatanı sayılabilecek ülkelerden talep geldiğinden söz etti.

Bütün bir sera sadece göz alabildiğince uzanan çeşitli boylardaki Anubias türlerine ayrılmış. Seranın planlı olarak gölgelendirilmiş bir bölümüne merakla bakıyoruz. Samolus valerandi'nin zamanından önce çiçek açmaması için burada Kuzeyin uzun yaz günleri kısaltılmış.

Akvaristlerin akvaryumcu ve pet shop'larda bulamadığı değerli ve nadir türler de bu serada hep karşımıza çıkıyor. Acaba bu bitkiler neden piyasada bulanamıyor? Bitki üreticisinden son kullanıcıya uzanan tedarik zincirindeki zayıf halka nerede acaba?

0
Sayfaya verdiğiniz not: Hiçbiri