Endüstri bölgesi yasa tasarısı

Yazan: Tunç Ali Kütükçüoğlu, İstanbul

Yabancı yatırımcılar için Türkiye'deki en önemli sorunlardan biri kurallardaki belirsizlik ve çelişkilerdir. Diğer bir deyişle hukukun işlememesi... Bu sadece yabancı yatırımcıların değil, bütün TC vatandaşlarının ve girişimcilerinin de bir sorunudur.

Amerikan ihracatçılarına yönelik oluşturulmuş, bütün ülke pazarlarının tanıtıldığı çok geniş kapsamlı bir bilgi kaynağı olan www.tradeport.net<'de, Türkiye, "kuralları belirsiz ve çelişkilerle dolu" bir ülke olarak tanıtılıyor ve diplomatik bir dille de olsa yolsuzluklara değiniliyor. Başlangıçta izin verilen projelerin önüne sonradan engeller çıkartıldığı belirtiliyor -ki doğrudur.

Belirsizlik yolsuzların ekmek kapısıdır. Önce "olur abi merak etme hallederiz" denir, sonra yatırım yapıp elini taşın altına koyanların önüne küçük sürpriz engeller konur. Bu engellerin aşılması için de tabi bir bedel istenir. Oysa kuralların net ve şeffaf olduğu bir ortamda bu oyunlar oynanamaz, şark kurnazlığı işe yaramaz. Bir art niyet olmadığını varsaysak bile, hukukun işlemediği bulanık bir ortamda iş kurmak ve hak aramak, karmaşa ve zaman kayıplarıyla boğuşmayı gerektirir ki kendi çıkarlarını çok iyi bilen akılcı batı insanı buna alışık değildir.

Aşağıdaki endüstri bölgesi yasa tasarısı<, ömür törpüsü süreçleri ortadan kaldırıp ülkemize yabancı sermaye akışını kolaylaştırmak için hazırlanmış olabilir fakat kendi geleceğimiz açısından çok önemli bazı noktaların da gözden kaçırılmaması gerekir.

Fransa, Almanya veya İsveç gibi gelişmiş demokrasilerde çevre koruma konusunda çok güçlü örgütler ve büyük bir kamuoyu oluşmuştur. Servis sektörünün çapının bütün ekonominin %70-80'leri düzeyine vardığı bu ülkeler, artık mal yerine teknoloji satıp, özellikle kirli endüstriyi, demokrasisi ve çevre kamu oyu daha az gelişmiş ülkelere kaydırma eğilimindedir. Bu kaydırmanın nedenini alışıldığı üzere sadece ucuz işgücünde değil, aynı zamanda daha ucuza gelen düşük çevre normlarında aramak gerekir. Çevre bilinci gelişmiş bir demokraside bir firma, bir endüstri kurmadan önce bütün gerekli çevre araştırmalarını yaptırmak, raporlarını bilimsel eleştiriye açık şekilde yayınlamak, gerekli arıtım tesislerini kurmak, ve çevreyi kirletip doğal değerleri yok etmeyeceğine öncelikle yerel halkı ikna etmek zorundadır. Bütün bunlar üretim maliyetini arttıran faktörlerdir. Olası çevre kazaları ise, toplumdaki imajını sarsacağından, doğa için olduğu kadar firma için de büyük bir risktir.

Henüz 2000 yılında, Romanya'daki bir altın madeninden sızan siyanür/siyanid ve ağır metallerin, bir kolu olan Tisza kanalıyla Tuna nehrine kadar ulaşıp, yüzlerce kilometrelik bir mesafedeki nehir hayatını yok etmesi ve Macaristan'ın büyük bir bölgesinde içme suyu sıkıntısı yaratması, 1986'daki Çernobil kazasından sonra en büyük çevre felaketi olarak nitelendirilmiştir. Alınan bütün önlemlere ve gelişmiş arıtım teknolojisine rağmen İsviçre'deki kimya fabrikalarından Ren nehrine zehirli kimyasal atıkların sızması sonucu yine onlarca kilometrelik su yaşamı yok olmuştu. Diktatör ve generallerle anlaşarak, yerel halkın bütün protestolarına rağmen dünyanın önemli doğal zenginliklerinden Nijerya Deltası'nda yaptırdığı petrol arama çalışmaları nedeniyle büyük petrol firması Shell, Avrupa'da bile yüz binlerce potansiyel müşterisi tarafından yıllarca protesto edilmişti.

Kısacası, sermaye akışını sağlamak adına gelişmiş ülkelerin kirli endüstrisini yüklenmek çok önemli kültürel ve doğal zenginliklere, dolayısıyla da turizm potansiyeline sahip Türkiye'nin çıkarına değildir. Kirliyle temiz endüstri arasındaki ayırım çok iyi yapılmalıdır.

Aşağıdaki endüstri bölgeleri yasasında hemen göze çarpan birkaç konu var.

  • Nerelerin endüstri bölgesi olacağına kimler karar verecek? 2. maddede endüstri bölgeleri, yatırımcılar veya Yatırımları Teşvik , Koordinasyon ve Danışma Kurulu tarafından (kısaca YTKDK) önerilir ve son kararı bakanlar kurulu verir diyor. YTKDK'nin kimlerden oluştuğu ise 3. maddede açıklanmış: Aralarında yine bazı bakanlıklar var ve kurul, gerektiğinde, Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği (TOBB) ile Yabancı Sermaye Derneği'ne (YASED) danışır diyor. Bu sivil kurumlar arasında çevre haklarını koruyacak bir örgüt ise yok. YTKDK üyesi Çevre Bakanlığı'nı, şimdiye kadarki politika güdümlü uygulamalarına bakarak bir çevre avukatı saymak da hiç gerçekçi değildir. Bir arazi, bir kez endüstri bölgesi ilan edilirse iş bitiyor; artık çevreymiş, kültürmüş soruşturulmadan yatırımcılara tahsis ediliyor (Türkçesi: kullanımına vermek). Yani doğal zenginliklerimizi, kültürel varlıklarımızı ve hayat kalitemizi çok yakından ilgilendiren yaşamsal kararlar, hiçbir bir sivil çevre örgütüne sorulmadan alınıyor.
  • Endüstri bölgesi olmasına karar verilen arazilerdeki özel arsaların acele kamulaştırılması. Bu yasa, vatandaşına karşı bir emlak korsanı gibi davranması için devletin eline, şu anda geçerli olanlara da ek olarak daha da güçlü yasal kozlar veriyor. Devletin, vatandaşının tapulu arsasına el koyması, satmak istemese dahi kendi belirlediği bir fiyatla satın alması doğru mudur?
  • Bu yasa tasarısında, "doğal ve kültürel sit alanları, 1. ve 2. sınıf tarım arazileri, şu nüfusun üzerindeki yerleşim bölgeleri vs. endüstri bölgesi ilan edilemez" gibi bir ön şart neden yoktur? Bu yasa tasarısına göre bütün doğal ve kültürel zenginliklerimiz potansiyel olarak endüstri bögesi olma tehditi altındadır.
  • Madde 4'e göre: "Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, yabancı sermayeli kuruluşların endüstri bölgelerinde yatırım izni başvurularını talep tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde cevaplandırılır. Bu süre zarfında cevaplandırılamayan talepler kabul edilmiş sayılır."

    Acaba çevre etki değerlendirme raporlarının hazırlanması için gerekli bilimsel araştırmalar ve bu araştırmaların bilim çevrelerince incelenmesi 15 güne sığdırılamazsa ne olacak? Bildiğim kadarıyla hiçbir ciddi bilimsel çalışma 15 günde sonuçlandırılamaz.

  • Türkiye'de geçerli olan çevre yasaları, çağın ve bilimin çok gerisindedir. Çevre etki raporları hazırlanırken sadece insan sağlığı üzerindeki risk hesaplarının yapılması yeterli değildir. Mutlaka göz önüne alınması gereken en azından iki nokta daha vardır: Birincisi, yok edilen kültürel ve çevresel değerlerin, temiz (eko) tarım veya turizmle kazanılabilecekken kazanılamayacak uzun vadeli ekonomik getirileri; ikincisi toplumun çevre kirlenmesi nedeniyle eksilen genel hayat kalitesi. Karşılaştırılması gereken sonuç değer hayat kalitesi olmalıdır. Bir endüstri kurulurken ekonomik getirisi yoluyla yaratılan hayat kalitesi, kaybedilen turizm ve tarımsal gelirlerine ve çevresel değerlere karşılık gelen hayat kalitesinden (gizli maliyetler) fazla mıdır? Hayat kalitesi üretiyorum derken gerçekte tüketiyor olmayalım.

    Öncelikle ülkemizde çevre-ekonomi-hayat kalitesi ilişkisini kuracak bilgi birikimini bulup bulamadığımızı sorgulamalıyız. Eğer şu anda bulamıyorsak, gerekli bilgi ve demokrasi düzeyine gelene kadar çevreyle ilgili gelecekte nelere malolacağı belirsiz kararlardan kaçınmalıyız. Çünkü en azından şunu kesin olarak biliyoruz: Toplum olarak şansımız, kararları verecek olan yönetim kadrolarını belirleyen sistemimiz değil, sahip olduğumuz doğal ve kültürel zenginliklerimizdir. Bunlara gözümüz gibi bakmalıyız.

  • Çevreyi ilgilendiren yasalar düzenli bir güncelleme programıyla birlikte hayata geçirilmelidir. Bugün zararsız kabul edilen bir atık maddenin gerçekte zehirli olduğu, bir yıl sonra yapılan bir bilimsel araştırma sonucu ortaya çıkabilir. Çevre normları bilimle paralel olarak sürekli değişiyor. Güncelleme programı baştan yapılmazsa köhneleşme kaçınılmaz olur. Sadece kuruluş aşamasında değil, işletme sürecinde de her tesis, güncel tutulan çevre yasaları uyarınca denetlenmelidir.

    Bugün ekonomik olarak değerlendirilemeyeceği varsayılan bir doğal zenginliğin yarın çok karlı bir turizm getirisi olabilir. Örneğin dalgıçlık turizmi son 10 yılda moda oldu. Sualtı zenginliklerine sahip olup da denizlerini kirletenler sadece biyolojik çeşitliliklerini değil, aynı zamanda geleceğin turizm gelirlerini de yok etmiş oldular.

    < ENDÜSTRİ BÖLGELERİ HAKKINDA KANUN TASARISI

    Amaç ve Kapsam

    Madde 1 - Bu kanunun amacı , yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmek ve yabancı sermaye girişinin artırılması amacıyla endüstri bölgeleri oluşturulmasına ilişkin esasları düzenlenmektedir.

    Endüstri bölgeleri

    Madde 2 - Ülke ekonomisinin gelişmesini ve teknoloji transferini sağlamak , üretim ve istihdam artırmak ve yabancı sermayeyi teşvik amacıyla Yatırımları Teşvik , Koordinasyon ve Danışma Kurulunca re'sen belirlenen veya yatırımcılar tarafından önerilen yerlerde , Danışma Kurulu'nun teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca endüstri bölgeleri kurulabilir. Endüstri bölgesi olarak belirlenen araziler hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz. Endüstri bölgelerinin kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararları Resmi Gazete'de yayımlanır. Bu bölgelerde yabancı yatırımcılara yatırım yapma izni Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü tarafından verilir.

    Endüstri bölgelerinde yapılan yatırımlarda 3194 sayılı İmar Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu , 2872 sayılı Çevre Kanunu, 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, 3213 sayılı Maden Kanunu ile 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 15 nci maddesinin ikinci fıkrasının 12 numaralı bendi hükümleri uygulanmaz.

    21/1/1998 tarihli ve 4325 sayılı Kanunda olağanüstü hal bölgesinde yapılan yatırımlar için öngörülen teşvik tedbirleri , endüstri bölgelerinde yapılan yatımlar hakkında da uygulanır. Bu bölgeler içinde kalan özel mülkiyet konusu arazi ve arsaların, yatırım faaliyetlerine tahsisi amacıyla Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nce 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanunun 27 nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırma yapılabilir.

    Endüstri bölgelerinin kurulması için gerekli arazi temini ve alt yapı ile ilgili giderler Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanır. Bu ödeneğin harcanmasında 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, 832 sayılı Sayıştay kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz.

    Yatırımları Teşvik , Koordinasyon ve Danışma Kurulu

    Madde-3 Yatırımları Teşvik, Koordinasyon ve Danışma Kurulu, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında İçişleri, Bayındırlık ve İskan, Tarım ve Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür, Turizm ve Çevre bakanlıkları müsteşarları ile Devlet Planlama Teşkilatı , Hazine ve Dış Ticaret müsteşarlarından oluşur. Kurul, gerektiğinde Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği (TOBB) ile Yabancı Sermaye Derneği (YASED)'in görüşlerine başvurur ve bunların temsilcilerini toplantılarına davet eder. Kurulun sekreterya hizmetleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülür.

    Kurulun çalışma usul ve esasları ve yatırım izninin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle tespit edilir.

    Endüstri bölgelerinin yönetim ve işletmesi 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümlerine göre kurulan organize sanayi bölgelerinin yönetim ve işletmesine ilişkin hükümlere tabidir.

    Yatırım İzni

    Madde 4 - Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü,yabancı sermayeli kuruluşların endüstri bölgelerinde yatırım izni başvurularını talep tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde cevaplandırılır.Bu süre zarfında cevaplandırılamayan talepler kabul edilmiş sayılır.

    Türkiye'de yatırımda bulunma talebi kabul edilen ve gerekli koşulları yerine getiren yabancı sermayeli kuruluşların, yurt içinde çeşitli kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılacak her türlü izin, ruhsat,vize ve benzeri başvurularına ilişkin işlemler Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünce yerine getirilir. Ayrıca söz konusu kuruluşların endüstri bölgelerindeki faaliyetleri Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünce denetlenir. Ancak bu işlemlerin başlatılması için, talepte bulunan yabancı sermayeli kuruluşun yatırımda kullanacağı sermayenin %1'ini bu amaçla Başbakanlık tarafından belirlenecek bir banka nezdinde açılacak hesaba yatırması zorunludur.

    Bu madde uyarınca, Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün yatırımcı kuruluş adına yaptığı izin, ruhsat ve benzeri her türlü başvurular ilgili kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve meslek odaları tarafından en geç 10 iş günü içerisinde özellikle ve ivedilikle sonuçlandırılır. Bu süre içerisinde gerekçesiz, ilgili kuruluşlar tarafından sonuçlandırılamayan işlemler için Hazine Müsteşarlığı'nın talebi üzerine atamaya yetkili merci, kurullar veya makamlar tarafından,sorumluların beşer aylıklarının (her türlü ödemeler dahil) kesilmesine; kusurun tekrarlanması durumunda memurluktan çıkarılmasına karar verilir.

    Yerli Yatırımlar

    Madde 5 - Bu kanun hükümleri ülkeye teknoloji transferi sağlayan, katma değeri yüksek, istihdamı artırıcı nitelikte ve sabit yatırım tutarı 10 milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirasının üzerinde olan yerli yatırımlar hakkında da uygulanır.

    Diğer Hükümler

    Madde 6 - Yerli yatırımcıların, en az %60'ı yabancı sermaye olmak üzere yabancı yatırımcılarla kurdukları ortaklıklar da 2'nci madde hükümlerinden yararlanılır.

    Çeşitli Hükümler

    Geçici Madde 1 - Halen yarım kalmış ya da tamamlandığı halde işletmeye geçememiş veya faaliyeti durdurulmuş olan ve sabit yatırım tutarı 5 Milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirasının üzerinde olan yerli ve yabancı sermaye yatırımları endüstri bölgesi yatırımı sayılır.

    Geçici Madde 2 - 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bulunan mevcut organize sanayi bölgelerinden Yatırımcıları Teşvik Koordinasyon ve Danışma Kurulunca uygun görülenler Bakanlar Kurulunca endüstri bölgelerine dönüştürülebilir.

    Yürürlük Madde 7 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    Yürütme

    Madde8 - Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

0
Sayfaya verdiğiniz not: Hiçbiri